Karagöz İle Hacivat - Bölüm 2 / insan Hâlleri
Karagöz İle Hacivat - Bölüm 2
İnsan Hâlleri
-Karagözüm bugün nasılcasın? Hava taze kavrulmuş türk kahvesi gibi, nefis. Peki sen Karagözüm, sence iyi misin?
-Şükür Hacicav cav. İftarda senle yediğim lokmalar bedenime pek bereketli geldi. Bugün kendimi daha da sıhhatli hissediyorum, bedenim de kalbim de pek doymuş hamd olsun. Hâla acıkmadılar.
-Kim acıkmadı Karagözüm?
-Ziyafettin Usludur, acıkmadı Hacicav cav.
-Maşallah Karagözüm. MaşaAllah. Çok sevindim Karagözüm. Demek ki tokluk nimeti ona verilmiş.
-La Havle Vela, Hacicav cav bugün yanlış anlama günü sende mi acaba?
-Efendim Karagözüm?
-Hacicav cav sen Ziyafettin diye birini tanıyor musun?
-Ben mi, tanımıyorum Karagözüm.
-Tanıştırayım Hacicav cav. Bak bu kalbim Ziya bu da midem Fettin. Bu da tokmak senin kafana: Usludur diye…
(Dış ses: Tokmak sesi )
Tıs,
Oy Oy Oy Oy
-Aman Karagözüm neden tokmakladın şimdi beni?
-Tokmakladım tokmakladım çünkü aklın yerinden oynamış yerine gelsin diye...
-Amann Karagözüm alacağın olsun: ne diyecektim unuttum…
Heh: Karagözüm: İnsanın kimle ne yediği çok önemlidir. O sofralardaki insanlar birbirine sirayet eder, derler. Yani hâlleriyle birbirini etkiler ve etkilenirler, Karagözüm. İnsanlar hâllerini birbirine satar.
-Savar mı?
-Satar Karagözüm, hâller de el değiştirir: Tıpkı kömür gibi. Biri o kömürü alıp altına çevirirken diğer biri onu alıp sobada yakabilir Karagözüm.
-Yaa demek öyle…
-Yaa, neyse Karagözüm bende bugün bir hâl var, oruç misafirim beni pek etkiledi galiba, ben en iyisi gidip biraz kestireyim… Hadi Kal sağlıcakla…
-Hacicav cav dur hemen gitme, gitti bile tüh…
Oy oy oy oy…
(Hacivat gitmiş, Karagöz yalnız kaldı…J)